Bu Yazıda Neler Var?

Pratik amaçlara hizmet etmek bakımından klasikleşmiş bir sınıflandırma sistemine göre toprakta tutulan su çeşitleri ve bunun bitki üzerindeki önemi üzerinde durulacaktır.

İlk önce toprakta bulunan su iki bölümü ayrılır: Topraktan sızan su, toprakta tutulan su. Bir de kristal su vardır ki, bu su silikat kil minerallerinin bünyelerinde ve diğer bazı elementlerin bileşiminde kimyasal olarak bulunur; dolayısıyla bu sudan bitkiler istifade edemez. Bu başlık altında topraktaki su çeşitleri ana çizgileri ile belirtilecektir.

Gravitasyonel Su (Sızan su)

Bir toprak kütlesi su ile tamamen doygun hâle geldikten sonra, toprağa su verme işlemi sürdürülürse, büyük toprak boşluklarını dolduran su, yer çekiminin etkisi ile sızarak toprağı terk eder. İşte bu suya gravitasyonel su (sızan su) denilir.

Sızan su, toprakta 1/3 atmosfer basınçtan daha az bir basınçla tutulur. Yerçekiminin etkisi, bu suyu topraktan sökmeye, çekmeye kafi gelir.

Kapilar Su (Tarla kapasitesi

Yerçekimin etkisi ile topraktan sızan su, toprağı tamamen terkettikten sonra, toprakta kalan su miktarına tarla kapasitesi veya maksimum tarla kapasitesi denilir. Başka kelimelerle, bir toprağın tarla kapasitesi, yerçekimine rağmen toprakta kalan suyun yüzde miktarıdır. Bu su, toprakta 30 mikrondan daha küçük gözeneklerde tutulur.

Kapılar su. toprak parçacıkları dahilinde adhezyon ve kohezyon kuvvetleri tarafından 1/3 ile 31 atmosfer basınç altında tutulur. Ancak, bu suyun 1/3 atmosfer ile 15 atmosfer tutulan kısmı bitkiler tarafından alınır, bu suya faydalı su da denilir. Ayrıca bu su, şekilde görüldüğü gibi, tarla kapasitesi ile hidroskopik sabite arasında tutulan sudur.Topraktaki Su Çeşitlerinin Özellikleri 1 – topraktaki su çeşitlerinin şematik gösterilişi

Topraktaki kapilar suyun hareketini ve depolama kapasitesini, toprağın tekstür, strüktür ve organik madde durumu belirler. Gerçekten bir toprak ne kadar ince bünyeli ise. kapilar boşluk ve boruların miktarı da o kadar fazla olur. Bu nedenle, ince bünyeli topraklarda kapilarite ile suyun yükselmesi azami seviyeye ulaşır ve dolayısıyla de kapilar su tutma kapasitesi artar.

Ancak, kil miktarının fazla olduğu ağır bünyeli toprakların fazla sıkıştırılması ile kapilar gözenekler azalarak toprakta tutulan kapilar su miktarı da düşer. Buna karşılık özellikle kumlu tın (balçık) tekstüründe olan toprakların sıkıştırılması, büyük boşlukların küçülerek, kapilar gözenek ve boruların oluşmasını sağlar. Bu durum da kapilariteyi artırır.

Strüktüre gelince, granülar (taneli) strüktür, toprakta kapilar gözeneklerin artmasına yardımcı olur. Bir toprakta taneleşmenin (agregatlaşmanın) artması, organik madde ile yakınen ilişkilidir. Şöyle ki; organik maddenin etkisiyle oluşan taneleşme ile topraktaki mikroskopik boşluklar bir miktar genişleyerek kapilar boşluklara dönüşür. İşte toprağa organik maddenin verilmesi bir yandan toprağın verimliliğini artırırken, diğer yandan toprakta bitkilerin faydalanacağı kapilar su miktarının artmasına yardımcı olur.

Kapilarite (kılcallık) ile toprakta suyun yükselişine gelince, akarsu yataklarının kenarlarında ve taban suyu seviyesinin yüzeye çok yakın olduğu kesimlerde, toprağın devamlı olarak nemli olduğu görülür. Aynı şekilde bardaktaki çay suyuna şekerin ucunun batırılmasıyla çay suyunun seker tarafından emilerek çekildiği görülür.

Bu olaylar, herhangi bir su tabakasından, suyun topraktaki kapilar borular tarafından çekilerek yükseltilmesi ile gerçekleşir. Daha önce belirtildiği gibi, topraktaki kapilarite olayı toprağın bünyesi ile alâkalıdır. Nitekim, yapılan araştırmalara göre en fazla kapilar yükselme, orta bünyeli topraklarda meydana gelir. Kapilarite olayının en fazla gerçekleştiği topraktaki gözenek ve boruların boyutu ise 16 mikron civarındadır. Kumlu topraklarda gözeneklerin geniş olması bir ölçüde kapilariteyi hızlandırır; ancak bu topraklarda kapilarite ile suyun yükselmesi azdır. Killi topraklarda boşlukların dar ve çoğu kez kolloidal maddelerle tıkalı olması, kapilar yükselmenin balçıklı topraklardan düşük olmasına yol açar.

Sonuç olarak, kapilarite ile suyun yükselmesi, balçıklı (tınlı) topraklarda 145 günde 125 cm, killi topraklarda aynı zaman zarfında 115 cm ve kumlu topraklarda 16 günde 40 cm’yi bulur.

Kapilarite olayı, tarım açısından son derece önemlidir. Topraktaki kapilarite olayı ile su kaybını önlemek için çapa yapılır. Çapa yapılan toprakta kapilar gözenek ve borular kırıldığından buharlaşmayla topraktan su kaybı azalır. Bu nedenle Anadolu’daki çiftçi: iki çapa bir suya eşittir diyerek çapalamanın su kaybını azaltmasındaki önemini vurgular. Yarıkurak bölgelerde tarlanın sürülerek nadasa bırakılmasının esas nedeni, toprakta kapilarite ile su kaybının önlenerek, toprakta su biriktirilmesine dayanır.

Hidroskobik Su (Ölü Su)

Hidroskobik su, toprak kolloidleri tarafından 31 atmosfer veya daha fazla basınçla tutulan sudur. Toprak tanecikleri tarafından tutulan bu su, toprak parçacıklarının iç ve dış yüzeylerini çok ince bir tabaka hâlinde sarar. Bu hâldeki su, sıvı durumunu ve akışkanlığını kaybetmiştir. Bu bakımdan, bu sudan bitkiler istifade edememektedir.

Hidroskobik sabite, % 98.2 oranında su buharı ile doymuş hava içerisinde toprak tarafından tutulan sudur. Bu su, 105°C’de kurutulmuş toprak ağırlığı üzerinden yüzde olarak ifade edilir. Dolayısıyla hidroskopik sabiteyi tayin etmek için, 105°C’de kurutulmuş fırın kurusu toprağa % 98.2 nispetinde su buhar, verilmek suretiyle bulunur. Bu şartlar altında toprakta tutulan su, hidroskobik suyu temsil eder. Bu suyun miktarı, toprağın artan ağırlığıyla anlaşılır. Hidroskopik su toprakta 31 atmosfer basınç altında tutulur.

Bu Yazı Ne Kadar Faydalı Oldu?
Bu Yazı Faydalı İse Puanlayabilirsiniz!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Yorumlar

Yorumlar