Tarih

Orta Çağ’da Avrupa’da Düşünce, Bilim ve Sanat

Skolastik Düşünce ve Özellikleri

Orta Çağ’da her şeyi İncil ve kilise ile ilişkilendirerek açıklayan düşünce sistemine skolastik düşünce denilmiştir. Skolastik düşünce sistemine göre; insanoğlunun dünyaya ait bilmesi gereken bütün gerçeklerin İncil ve Aristo’nun kitaplarında bulunduğuna inanıldığı için inceleme, araştırma, deney ve gözlem metoduna gerek duyulmamıştır.

Kilise halka hakim olabilmek, çıkarlarını devam ettirebilmek ve kendisini tartışma konusu yapmamak için bu akımı desteklemiştir. Skolastik düşünce bilimde ve sanatta gelişmeyi önlemiştir. Bu düşünce sistemi Yeni Çağ’da Rönesans ve Reform hareketleriyle önemini yitirmiştir.

Bilim ve Sanat

Orta Çağ’da eğitim ve öğretim kilisenin tekelinde kalmıştır. Bu nedenle, bilim ve sanat üzerinde kilise ve din adamlarının mutlak bir etkisi vardır.

Bunu da Okuyabilirsin...  Harf İnkılabı'nın önemi ve sonuçları (1 Kasım 1928)

Orta Çağ’da skolastik düşüncenin etkisiyle bilim alanında önemli bir ilerleme sağlanamamıştır. Skolastik düşüncenin etkisiyle bilimsel çalışmalar, deney ve gözlem gibi yöntemler kilise tarafından engellenmiştir.

Orta Çağ’da sanat alanındaki gelişmeler de kilisenin denetiminde ve etkisinde kalmıştır. Bu dönemden günümüze kalan mimari eserlerin büyük çoğunluğu kilise, katedral ve manastırlardan oluşmaktadır. Bunun yanında feodal beyler tarafından yaptırılan kaleler ve şatolar da mimarinin gelişmesine katkı sağlamıştır.

Orta Çağ'da Avrupa'da Düşünce, Bilim ve Sanat 1 – orta cagda skolastik dusunce

Orta Çağ’da Avrupa’da bilim ve teknik alanında ilerleme olmamıştır. Dini eserler dışında sanat da gelişmemiştir. Bu durumun en önemli nedeni her şeyi din kurallarına göre açıklamaya çalışan, insan aklının yaratıcılığını reddeden dogmatik (skolastik) düşüncedir. Kilise din dışı saydığı düşünce ve faaliyetlere karşı Engizisyon mahkemelerini kurmuştur.

Sosyal Hayat

Orta Çağ’da Avrupa’da insanlar hak ve özgürlükler açısından eşit olmayan sınıflara ayrılmıştır. Bu sınıfların en önemlileri soylular, din adamları, burjuvalar ve köylüler olmak üzere dört gruptur.

Bunu da Okuyabilirsin...  Teşkilatı Mahsusa nedir?

Soylular Sınıfı

Nüfusun yaklaşık olarak onda birini oluşturan soylular büyük toprak sahibi kişilerdi. Bunlar üretim yapmaz, topraklarında yaşayan sertlerin yaptığı üretimden pay alarak geçinirlerdi. Soylu sınıftan olanlar barış zamanında feodal beyliği yönetir; savaş zamanında ise kendilerine bağlı askerlerle birlikte bağlı oldukları kralın ve başka bir soylunun ordusuna katılırlardı.

Soylular, kendi içlerinde hiyerarşik bir yapı oluştururdu. En üstte kral, daha sonra derecelerine göre sırayla; dük, kont, vikont, baron, ve şövalyeler şeklinde sıralanırdı.

Din adamları

Katolik Kilisesi’ne bağlı papaz, keşiş ve diğer din adamlarından oluşan bir sınıftır. Orta Çağ’da kiliseler ve manastırlar soylular tarafından yapılan bağışlar sayesinde geniş topraklara sahip olmuştu. Din adamları askerlik yapmazlar, vergi de vermezlerdi.

Burjuvalar

Esnaf, zanaatkar, tüccar, bilim adamı ve sanatçılardan oluşuyordu. Haçlı Seferleri öncesine kadar ticaret ve sosyal hayat pek gelişmediğinden burjuva sınıfı da etkin bir sınıf olamamıştır. Haçlı Seferlerinden sonra ticaretin gelişmesi burjuva sınıfının etkinliğini artırmıştır. Burjuvalar vergi verirler, askerlik yaparlardı. Ancak yönetime etkin bir şekilde katılamazlardı.

Bunu da Okuyabilirsin...  1. Murat Dönemi Olayları ve Savaşları (1362-1389)

Köylüler

Feodal piramidin en alt ve en geniş tabakasını oluşturan köylülerin büyük bir kısmı bir tür toprak köleliği olan serf durumunda idi. Köylüler soylunun toprağında üretim yapar ve tükettikleri çok az miktar haricindeki bütün ürünü soyluya verirlerdi. Ayrıca angarya işleri yaparlardı. Siyasal hakları bulunmayan köylülerin büyük çoğunluğu feodal beye bağlıdır ve beyliği terk etmesi yasaklanmıştır.

Orta Çağ'da Avrupa'da Düşünce, Bilim ve Sanat 2 – orta cag avrupasinda sosyal siniflar

Orta Çağ Avrupası’nda Sosyal Sınıflar

Orta Çağ’da Avrupa’da,

  • Bilim kilisenin baskısı ve denetimi altındaydı. Kilise düşünce özgürlüğünü ve serbest çalışma ortamını yok etmişti. Kilisenin denetiminde olan okullarda skolastik düşünce egemendi. Dinsel temalar dışındaki sanat dalları gelişemiyordu. Kilise dinin yanında siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda da en etkin kurum haline gelmişti.
  • Ekonomi büyük ölçüde toprağa dayalıydı. Zenginliğin ölçüsü topraktı. Halk, hak ve özgürlükler açısından eşit olmayan sınıflara ayrılmıştı.
  • Siyasi yapı parçalanmış, derebeylikler şeklinde örgütlenmişti. Kralların siyasi güçleri oldukça sınırlıydı.
Gönderiliyor
Kullanıcı Oyları
( oy)

Yorumlar

Yorumlar


Yorum Bırak