Bu dönemde açılan başlıca meslekî ve teknik okullar şunlardır:

Sanayi-i Nefise (Güzel Sanatlar) Mektebi (1882).

Hendese-i Mülkiye Mektebi (1883). (İstanbul Teknik Üversitesinin temeli).

Lisan Mektebi (1883)

Memurlara (özellikle dış işlerinde çalışanlara) yabancı dil öğretmek ve mütercimler yetiştirmek üzere açılmıştır. Burada, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça öğretimi yapılmıştır.

Ticaret Mektebi (1884)

Devlet, yalnızca sivil ve askerî memuriyetlere ve din gö-revliliğine yönelen Müslüman halkın bir kısmının ticarete yönelmesini gerekli göre-rek bu okulu açmıştır. İlk müdürü Grati Efendidir.


Fenn-i Resim ve Mimari Mektebi (1887)

Bağ ve Aşı Ameliyat Mektebi (1887). Bağ hastalıklarını önlemek ve bağcılığı ge­liştirmek için açılmıştır.

Ameli Ziraat Mektepleri (1887)

Önce Selânik’te, sonra başka illerde açılan, Rüşdiyelerden öğrenci alan okullardır. Bursa’da, böyle bir Ziraat Mektebine bağlı İpekböcekçiliği Mektebi de açılmıştır.

Polis Dershanesi (1889)

Polislere hukukî bilgiler kazandırmak için açılmıştır.

Aşı Memurları Mektebi (1892)

Çiçek hastalığına karşı aşı yapabilen, sağlık memurları yetiştirmek için açılmıştır.

İlginizi Çekebilir.  Kars Şehri Nerededir? Kars Hakkında Her Şey

Gümrük Memurları Mektebi (1892)

Mutlakıyet döneminde açılan dört ilginç okul vardır. Bunlar, kendilerinden bekle-neni tam veremeseler de, önemli eğitim uygulamalarıdır:

Tüccar Kaptan Mektepleri (1886)

Abdülhamit döneminde önemli bir ihtiyacı gidermek için açılan bu ilginç meslek okullarının amacı, ülkede sivii gemiciliği elinde bulunduran bilgisiz ve yeteneksiz Yunan ve Ermeni kaptanların yerine Müslü- manlardan gerekli bilgilerle donatılmış, uzman kaptanlar yetiştirmekti. Bu yolla hem deniz ticaretinin gelişmesi, hem de gemi ulaşım güvenliği sağlanacaktı. 1886’da İstanbul’da Heybeliada’da açılan leylî (yatılı) mektebin süresi 4 yıldır ve her yıl 25 öğrenci alınacaktır. Aynı tarihte, 2 yıl süreli mevcut sivil kaptanlara kurs ve hizmeti çi eğitim vermek amacıyla Haliç Tersanesinde niharî (gündüzlü) bir mektep daha açılmıştır. Bartın, Ünye, Sakız, Beyrut’da da vs. Rüşdiye mekteplerinden yararlanılarak bu tür mekteplerin açıldığı anlaşılıyor. Tüccar Kaptan Mektepleri’nöe Matematik, Geometri, teknik denizcilik bilgileri, deniz ticaret hukuku, Coğrafya, Fransızca ve isteğe bağlı Rumca… gibi dersler okutulmuştur. Ancak, buralardan mezun olan kaptanlara iş bulmakta başarılı olunamamış ve 1900’de niharî mektep, 1908’de de leylî mektep kapatılmıştır.

Aşiret Mektebi

Amacı bakımından Enderun’u andırır. Ancak, bu kez, Müslüman Arap, Kürt ve Arnavut eşrafı ve aşiret reislerinin çocukları İstanbul’da bu mektepte okutulup, bölgelerine döndüklerinde askeri ve idari memuriyetlere, öğretmenliklere atanacaklardı. Mektebin süresi 5 yıl, düzeyi kısmen iptidaî ve Rüşdiye sınıfları idi. Sayıları 300-500’ü bulan tüm öğrencileri yatılı idi. Amaç, bu yolla, aşiretleri bölücü dış propaganda ve tahriklere karşı koruyup Osmanlı birliği İçinde tutmak, karışıklık çıkarmalarını önlemekti. Mektebin askeri bir özelliği bulunmadığından, buradan mezun olan bazıları Harbiye ‘de Aşiret sınıflarına alınıp yüzbaşı olarak çıkarılmışlar, bir kısmı Mülkiye Mektebine alınmıştır. Mektep, 1907’de kapatıldı. Aynı binada Kabataş İdadisi açıldı.

İlginizi Çekebilir.  Lozan Barış Antlaşması Önemi ve Sonuçları

Çoban Mektebi (1898)

Ankara’da Nümune Çiftliğinde tiftik keçilerinin bakım ve ıslahını öğretmek için açılmıştır. Ankara ilinde o dönemlerde tiftik keçisi yetiştirmeye ve tiftik ticaretine çok önem verildiği, bu ticaretin Ankara’ya kadar çekilen demir-yolu ile İstanbul ve Avrupa’yla kolayca yapıldığı düşünülürse, Ankara’da bir Çoban Mektebi’rim açılmasının uygulama ve üretime dönük ne kadar önemli bir eğitim olayı olduğu anlaşılır.

Bu olaydan tam 93 yıl sonra, 1991’de Ordu İli Tarım Müdürlüğünce çobanlar için bir “seminer” düzenlenmiştir. 60 çobanın katıldığı bu seminerde bir yetkilinin şu sözleri konunun önemini güzel belirtmektedir: “Hiç kimse çobanlık deyip geçmesin! Çobanlık başlıbaşına ihtisas isteyen bir meslektir. Eğitimden geçen çobanlar, hay-van yetiştiricilerince tercih edilecek, onların aldıkları ücretler bile böyle bir eğitim almamışlara göre farklı olacaktır.”

Darulhayr-ı Ali (1903)

Kimsesiz Müslüman çocukların hem korunma ve bakım altına alınıp kendilerine okul bilgileri kazandırılması, hem de çeşitli mesleklerin öğ-retilmesi amacıyla açılmış çok amaçlı bir okuldur. Öğretimini 6 yıl sürdürebilen okul Ağustos 1909’da kapatılmıştır. Bu nedenle, ancak ara sınıflardan bazı öğrenci-lerini mezun edebilmiş ve bu mezunlar mesleğe atanmışlardır. Örneğin, Telgrafçılık, Şimendifercilik derslerini alan 59 öğrenci Hicaz Demiryolu’nda kondüktör olarak görevlendirilmiştir.

İlginizi Çekebilir.  Versay Antlaşması'nın önemi ve sonuçları

Ülkeye meslekî öğrenim görmüş eleman sağlamakta çok yetersiz de kalsa, bu okul korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin geliştirilen politika ve uygulama açısından önemlidir. Bu açıdan Darülhayr-ı Âli, Tanzimatın son yıllarında açılıp sanayi Mekteplerine dönüşen Islahhaneler ile II. Meşrutiyet döneminde açılacak Darüleytamlar ve Cumhuriyet döneminin Çocuk Esirgeme Kurumlan arasında bir köprüdür. Bu dönemde, illerdeki Islahhaneler ve Sanayi Mekteplerinin adı, genellikle, Pa-padişaha nisbetle, Hamidiye Mekteb-i Sanayi-i Âlisi haline getirilmiş, kız sanat mek­tepleri de açılıp geliştirilmiştir.

Bu Yazı Ne Kadar Faydalı Oldu?
Bu Yazı Faydalı İse Puanlayabilirsiniz!
[Toplam: Ortalama: ]

Yorumlar

Yorumlar