Milli mücadele ile bağımsızlığına kavuşmuş olan Türk milleti bu savaşın hemen bitiminde, medeni bir devlet olarak, yaşamak niteliğini kazanma yolunda dini devletten sıyrılmış, lâik devlet niteliğini kazanmıştır. Lâiklik Türk inkılâbında kademe kademe gerçekleşmiş; devlet, hukuk ve öğretim sistemlerinde kendini göstermiştir. Cumhuriyet idaresinde devletin ve hukukun lâikleşmesi, yeni kurulan modern devletin esas prensibini ve inkılâbında esas hedefini teşkil etmiştir. Bu bakımdan lâiklik, lâik devlet anlayışı, Türk inkılâbının bir esas prensibi olarak gerçekleşmiş; 1937’de yapılan bir değişme ile Anayasada yer aldığı gibi, 1961 ve 1982 Anayasalarında devletin temel niteliği olarak 2. maddede sayılmıştır.

Lâikliğin Tanımı, Nitelikleri ve Tarihçesi

Lâik kelimesi, Fransızca “laic”, “laigue” kelimesinden gelmektedir. Kelimenin Latince aslı ise “laicus” olup lügat anlamıyla ruhani olmayan kimse, dini olmayan şey, fikir, kurum demektir. Lâik teriminin din düşmanlığı ve dinsizlikle bir ilgisi yoktur. Bu kelime bize meşrutiyet yıllarında girmiş ve dilimize “lâdini” diye tercüme edilmiştir. Lâiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ve her vatandaş için vicdan hürriyetinin sağlanması demektir. Daha açık ve doğru deyimle lâiklik, dini ve dünyevi otoritelerin birbirinden ayrılması, devletin siyasi, hukuki ve sosyal düzenini sağlanmasında dini inanç yerine aklın hâkimiyetine yer verilmesidir. Lâik devlet, kişinin dini inanç ve ibadetine karışmadığı gibi kendisi de kendi adına da dini törenler yaptıramaz. Lâik devlette din ve vicdan hürriyeti vardır. Lâik olmayan devlette yani teokratik devlette din ve vicdan hürriyeti yoktur, bunun sözü dahi edilemez. Lâik devlet dine bağlı devlet değildir ama din düşmanı bir devlette değildir.

İlginizi Çekebilir.  Osmanlıda Medrese Eğitimi Nasıl Oluyordu?

Türk İnkılâbına Göre Lâiklik

Atatürk’e göre “lâiklik” yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü demektir. Atatürk’e göre “lâiklik” asla dinsiz olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülük ile mücadele kapısını açtığı için, gerek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Lâikliği dinsizlikle karıştırmak isteyenler ilerleme ve canlılığın düşmanları ile gözlerinden perde kalkmamış doğru kavimlerinin fanatiklerinden başka kimse olmaz.

Lâikliğin Tarihçesi

Devlette din kurumu arasındaki ilişkiler üç şekilde görünür: Dine bağlı devlet sistemi, devlet bağlı din sistemi ve Lâik sistem. Dine bağlı devlet sisteminde, dini reis aynı zamanda devletinde reisidir. Uhrevi (Ahirete ait) ve cismani (dünyaya ait) kudret aynı şahısta toplanmıştır. Osmanlı devleti dine bağlı bir devlettir. Devlete bağlı din sisteminde, din kurumu devlete bağlıdır. Din devlet otoritesinin baskısı altındadır. Lâik sistemde ise dini ve dünyevi otoriteler ayrılmıştır. Lâik devlet vatandaşlarının dünyaya ait beşeri ihtiyaçları ile ilgilenen ve bunları karşılamağa çalışan devlet demektir. Lâik devlette dini işler özel işler sayılmıştır. Lâik devlet sisteminde din ve vicdan özgürlüğü vardır ve en geniş şekilde uygulanır.

İlginizi Çekebilir.  Kavun ve Karpuz Nedir? Kavun ve Karpuz Hakkında Her Şey

Atatürk’ün Din ve Lâiklik Anlayışı

Büyük bir devlet adamı ve inkılâpçı olan Atatürk, insana ve insanın toplumsal ilişkilerine büyük değer vermektedir. Atatürk’e göre din bir vicdan meselesidir ve dine saygı, inanan kişinin haklarına saygının bir sonucudur. Atatürk’ün karşı olduğu tutuculuktur, gericiliktir, din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmasıdır. Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Atatürk’e göre din
vardır ve gereklidir. Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. İslam dinine büyük önem ve değer veren Atatürk, İslam dininin akıl ve mantığa yer verdiği mükemmel bir din olduğunu ifade etmektedir. Bizim dinimiz en makul ve en tabi bir dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabi olması için akla fenne ilme ve mantığa uymasıdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. Müslümanların toplumsal hayatında, hiç kimsenin özel bir sınıf halinde mevcudiyetini muhafaza hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak gören dini emirlere uygun bir harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin hükümlerini eşit olarak öğrenmeye mecburuz. Her fert dinini, din duygusunu, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da mekteptir.


İlginizi Çekebilir.  Kırım Savaşı Nasıl Çıkmıştır? Kırım Savaşı Sonuçları Nelerdir?

Lâiklik İlkesinin Değerlendirilmesi

Türkiye’de devletin lâikleştirilmesi toplum hayatında lâik değerlere yer verilmesi dinin devlet hayatında siyasi bir fonksiyon ifa etmesine kesin olarak son verme şeklinde görülmüştür. Ancak din işleri, bir kamu hizmeti sayılmış Diyanet işleri başkanlığı devlet teşkilatın arasında yer almıştır. Türkiye dini siyaset karıştıran devlet sistemini ızdıraplarını her memleketten daha çok çektiğinden din işleri ve kurumları
Cumhuriyet rejiminde tamamen başıboş bırakılmamış mevzuatı ve teşkilatı ile kontrol altında tutulmuştur.

Bu Yazı Ne Kadar Faydalı Oldu?
Bu Yazı Faydalı İse Puanlayabilirsiniz!
[Toplam: Ortalama: ]

Yorumlar

Yorumlar