Kentleşme Nedir Nasıl Artmaktadır? Kentleşme Hakkında Her Şey | Onlinezeka
Coğrafya

Kentleşme Nedir Nasıl Artmaktadır? Kentleşme Hakkında Her Şey

Kentleşme Nedir Nasıl Artmaktadır? Kentleşme Hakkında Her Şey 1 – Kentleşme Nedir Nasıl Artmaktadır Kentleşme Hakkında Her Şey

Kentleşme Nedir Nasıl Artmaktadır?

AVRUPA’da 18. yüzyıla kadar kent, kendisini ülkenin düz kesiminden ayıran surla (bu surun içinde yargıçlar, papazlar, satıcılar etkinliklerini sürdürüyor, öte yandan büyük toprak sahipleri başka yerlerde bulamadıkları bir kültür ortamı ve donanımı arıyorlardı) tanımlanıyordu. Sonraları surların yok olmasıyla kentler genişledi; birkaç dış mahallenin yerine ortadaki çekirdeklerin çevresinde banliyöler sıralandı. Geçiş tipi özelliğindeki bu yerleşmeler çoğaldı ve böylece sıkışık bir yerleşme olan kentten, bir yerleşmeler kümesine geçildiğinde, kent alanının dış sınırlarını çizmek giderek güçleşti. Ne var ki, kent çekirdeği gene de kişiliğini yitirmedi. Kenti kent yapan, burada alışverişleri ve her çeşit ilişkiyi artırabilme olanağıydı. Bunu elde etmenin etkili yolu, her etkinlik için herkesin kolayca ulaşabileceği bir semt (iş merkezleri semti, eğlence merkezleri ve kültür merkezleri) ayırmaktı; buralar, gerçekte, uzak yerlerle telefon konuşması olanağı veren merkezlerin yüklendikleri görevin benzerlerini yüklenen bir toplumsal anahtardı. Bütün 19. yüzyıl boyunca kentçiliğin en büyük sorunu, giderek artıp duran bir nüfus için bu merkezi ulaşılabilir kılmaktı. Tramvaylar, banliyö trenleri, otobüsler, troleybüsler vb. giderek genişleyen konut semtlerinin halkım merkezi yerlerdeki semtlere ya da semtlerin çevresine taşıdılar. En önemli merkezlerde, anakent demiryolu gidiş gelişleri sınırlanırken çok katlı yapılar merkezlerin değiş tokuş yeteneklerini artırdı. Böylece biçimlenen kent, ekonomik yönden etkiliyse de, yaygın konumuna karşın merkezlerden uzaklaşmak istemeyen ya da uzaklaşma olanağı bulamayan bütün halk için barınma ve sağlık koşullan kötülüğünü korumaktaydı. Su getirmede ve kullanılan suyun boşaltılmasında benimsenen modern teknikler, sindirim yollan salgın hastalıklarım ortadan kaldırdıysa da, ısınmada ve sanayi etkinliklerinde maden kömürünün kullanılması nedeniyle hava kirliliği arttığından solunum yolları hastalıkları ciddiyetini korudu.

Bunu da Okuyabilirsin...  La Nina Nedir?

 

Kentleşmede Son Durum

Gelişmekte olan ülkelerde kentleşme, sanayileşmiş ülkelerinki kadar büyük yerleşmeler yarattıysa da (özellikle gecekondular ve çarpık kentleşme), donanımlarının güçsüzlüğü gelişmekte olan ülkeleri sanayileşmiş ülkelerden ayırmaktadır. Çünkü ulaşım ve iletişim nüfus artışına ayak uyduramamıştır. Sonuç olarak, merkezde bulunan değişim yaşamından ancak küçük bir ayrıcalıklı kesim yararlanabilir. Kentin çekirdeği yoksulların, etkinliklerin büyük bölümünü içeren merkezin yakınına yerleşme olanakları yoktur; bunun sonucu da, bu kesimde toprak anlaşmazlıkları (örneğin Türkiye’de gecekondu adayı bölgelerdeki arazi mafyası) artmakta, toprak örtüsünde boşluk bulunan her yerde gecekondu mahalleleri hızla gelişmekte, eski varlıklı kesim semtleri işgal edilmekte, yine eski konutlarla dolu seçkin semtler, iş yerleriyle dolmaktadır. Merkezin çevresinde, yoksul halkın yaşadığı az gelişmiş kesimlerdeyse kentsel özelliklerin pek azına rastlanmaktadır.

Bunu da Okuyabilirsin...  Zonal Topraklar Nelerdir? Detaylı Bilgiler

 

Kentleşmede dev kentler ve gelecek

2000 yılında dünyada nüfusu 10 milyonu geçen 25-28 kent (İstanbul dahil) olacak, hatta bunlardan bazılarının nüfusu 15 milyonu bulacaktır. Kalküta ve Bombay nüfus bakımından günümüzde (1993) Paris ve Londra ile aynı öneme sahip olmakla birlikte ekonomik, kültürel, bilimsel ya da siyasi potansiyel bakımından bu kentlerden oldukça geridir.

Metropollerin yatay gelişmesi çoğu kez bir ya da birçok büyük kentin daha büyük bir metropol tarafından yutulmasına yol açar. Bu kentler arasındaki alan tıkız bir kent bloku haline gelir. En sık rastlanan bir başka durum da bir ana merkezle birleşmiş metropollerdir: Frankfurt – Mannheim, Pekin-Tianjin, Osaka – Nagoya, Chicago – Milvvaukee – Detroit, Los Angeles – San Diego, Seul – Pusan, Şanghay – Nankin, Delhi – Kampur, Milan – Torino, Washington – Baltimore vb.

Bunu da Okuyabilirsin...  Dünyanın en küçük ülkesi neresi?

Dev kentlerin büyümesi sürekli devam etmeyecek ve orta vadede bu büyüme yerini gerilemeye bırakacaktır. Daha şimdiden birçok metropolün büyüme oranlarında bir azalma olmuştur. Tokyo – Yokohama’nın nüfusu 1970-1980 arasındaki on yıllık dönemde 1950-1960 arasına göre iki kez daha az artmıştır. Seul’un nüfusu 1950 ile 1970 arasında dört kat artmış, ancak 1970 – 1980 arasında bu artış sadece yüzde 60 düzeyinde gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Los Angeles’ın nüfusu 1950 ile 1960 arasında yüzde 60’lık bir artış göstermiş, ancak bu oran 1960-1970 yıllan arasında yüzde 30’a, 1970 ile 1980 yıllan arasında ise yüzde 16’ya düşmüştür. Ancak Mexico, Sao Paulo, Bombay, Buenos Aires, Rio de Janeiro hemen hemen aynı hızla gelişmeye devam etmişlerdir. Buna karşılık Kalküta’run nüfusu hızla artma eğilimindedir. öte yandan 1970-1980 yılları arasında New York ve Londra’nın nüfuslarında hafif bir düşüş belirlenmiştir.

Gönderiliyor
Kullanıcı Oyları
( oy)

Yorumlar

Yorumlar


Yorum Bırak