The title of the page
Tarih

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Savaşları ve Gelişmeleri (Detaylı)

Kanuni Sultan Süleyman’ın hükümdarlık dönemi, her bakımdan Osmanlı tarihinin en parlak zamanıdır. Bu durumun gerçekleşmesinde;
Yavuz Sultan Selim’in bıraktığı iyi yetişmiş devlet adamları, devrin eri modern ve disiplinli ordusu ile ağzına kadar dolu bir hâzinenin görkemli payı vardır. Erkek kardeşi olmadığı için saltanat mücadelesi olmayan Kanuni, ilk dönemlerinde iç isyanlarla uğraşmıştır.

İç İsyanlar

Canberdi Gazali İsyanı (1521): Memlûk komutanlarından olan Canberdi
Gazali, Yavuz’un Mısır Seferi sırasında Osmanlı hizmetine girmiş ve Suriye’ye valisi olmuştu. Canberdi Gazali Yavuz’un ölümü üzerine Memlûk Devleti’ni yeniden kurmak için Suriye’de isyan etmiş, ancak başarılı olamamıştır.
Ahmet Paşa İsyanı (1524): Kanuni’nin hükümdar olmasıyla, sadrazam
olmayı bekleyen Ahmet Paşa Mısır valiliğine getirilmişti. Bu durumu
hazmedemeyen paşa, Mısır’da isyan etmiş, ancak başarılı olamamıştır.
Baba Zünnun isyanı (1526): Bir vergi sonunu bahane eden Bozoklu (Yozgatlı) Baba Zünnun ve etrafında toplanan Türkmenler, Safevi propagandasının da etkisiyle ayaklanmışlardır.
Kalenderoğlu İsyanı (1527): Tımarlarının haksız yere ellerinden alındığını
ileri süren Kalenderoğlu ve çevresine toplananlar tarafından Karaman dolaylarında çıkarılmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Savaşları ve Gelişmeleri (Detaylı) 1 – kanuni doneminde cikan isyanlar
Kanuni Dönemi’nde Çıkan İsyanlar

Osmanlı-Macaristan İlişkileri

Belgrad’ın Fethi (1521)

Kanuni tahta geçtiğinde Macar kralı Kanuni’nin hükümdarlığını tebrik etmeyip, vergilerini de ödememişti. Macar kralının, Osmanlı elçisini de öldürtmesi üzerine Kanuni 1521 yılında Macaristan seferine çıktı. Karadan ve nehirden Belgrad’ı kuşatarak şehri ele geçirdi.
Belgradın fethiyle;

  • Osmanlı – Macar ilişkileri iyice bozulmuştur.
  • Osmanlı Devleti, Orta Avrupa ile Balkanlar arasındaki en önemli yolu ele geçirmiştir.
  • Belgrad, Osmanlı Devleti’nin Avrupa seferlerinde en önemli askeri üssü olmuştur.

Mohaç Meydan Savaşı (1526)

Kanuni’nin Belgrad’ı alması Osmanlı – Macar ilişkilerinin iyice bozulmasına yol açmıştı. Şarlken’e güvenen Macar kralı, Osmanlı Devleti’ne karşı düşmanca tutumlarını artırmıştı.
Kanuni’nin Macaristan üzerine sefer düzenlemesinde,

  • Macaristan sorununu çözmek
  • Şalken’e esir düşen Fransa Kralı I. Fransuva’yı, Alman baskısından kurtarmak ve bu yolla Avrupa’da Hristiyan birliğinin kurulmasını engellemek

nedenleri etkili olmuştur.
İki devlet arasında yapılan Mohaç Meydan Savaşı, Osmanlıların galibiyetiyle sonuçlandı (1526).

Mohaç Meydan Savaşı’nın Sonuçları

Sitemizin Uygulaması Google Play'de Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Savaşları ve Gelişmeleri (Detaylı) 2 – google play indir e1608493225897
Test ve Deneme Çözme Uygulamamız Google Play'de Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Savaşları ve Gelişmeleri (Detaylı) 2 – google play indir e1608493225897
  • Macaristan Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır.
  • Osmanlı – Avusturya mücadelesi başlamıştır.
  • Fransa kralının Şarlken’in baskısından kurtarılmasıyla Fransa ile dostluk dönemi başlamıştır.

Osmanlı-Avusturya İlişkileri

Mohaç Meydan Savaşı ile Macaristan Osmanlı topraklarına katılınca, Osmanlı Devleti ile Avusturya’nın komşu devletler olması iki devletin doğrudan karşı karşıya gelmesine yol açmıştır.


I. Viyana Kuşatması (1529)

Kanuni, hem Avusturyalıları Macaristan’dan çıkarmak hem de Alman İmparatoru Şalken’in Avrupa’daki üstünlüğüne son vermek amacıyla 1529’da kuvvetli bir orduyla sefere çıktı.

Bu seferde,

  • Budin geri alınarak Avusturya kuvvetleri Macaristan’dan çıkarıldı.
  • Avusturya’nın başkenti Viyana kuşatıldı, ancak alınamadı,

i. Viyana kuşatmasının kaldırılmasında,

  • Kışın yaklaşması, yiyecek ve erzak sıkıntısının çekilmesi
  • Kuşatma için gerekli büyük topların getirilmemiş olması
  • Viyana alınsa bile elde tutmanın güç olması

gibi nedenler etkili olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Savaşları ve Gelişmeleri (Detaylı) 4 – kanuni doneminde batidaki siyasi gelismeler
Kanuni Dönemi’nde Batıdaki Siyasi Gelişmeler

Almanya Seferi (1532)

Birinci Viyana kuşatmasından sonra İstanbul’a elçi gönderen Ferdinand,
Macaristan kralı olarak tanınmasını istedi. İsteği kabul edilmeyince, Budin’i tekrar işgal etti. Bu gelişmeler üzerine Kanuni, Almanya Seferi’ne çıktı (1532).
Kanuni’nin amacı; Avusturya kralı ve onun destekçisi olan Alman İmparatoru Şartken ile bir meydan savaşı yapmaktı. Ancak ne Ferdinand ne de Şartken Kanuni’nin karşısına çıkmaya cesaret edemediler. Kanuni’nin Almanya içlerine kadar ilerlemesinden sonra Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya arasında İstanbul Antlaşması imzalandı (1533).

İstanbul Antlaşması’na göre;

  • Ferdinand, Macaristan’ın Osmanlı İmparatorluğu’na ait olduğunu
    kabul edecek, Osmanlıların tayin ettiği Yanoş’un krallığını tanıyacaktı.
    Ferdinand, elinde bulundurduğu Macaristan toprakları için yıllık
    vergi ödeyecekti.
  • Avusturya arşidükü protokol bakımından OsmanlI sadrazamına
    denk sayılacaktı.

Macar Kralı Yanoş’un ölümünden sonra İstanbul Antlaşması’nı bozan Avusturya kralı Ferdinand, Macaristan’ı bir kez daha İşgal etti. 1541 yılında sefere çıkan Kanuni Macaristan’ı üçe bölmüştür:

  • Güney Macaristan’da Budin Beylerbeyliği kurularak, Osmanlı Devleti’nin merkeze bağlı eyaletlerinden biri haline getirilmiştir.
  • Orta Macaristan Erdel Beyliği adıyla İçişlerinde bağımsız, dış işlerinde Osmanlı Devleti’ne bağlı bir prenslik haline getirilmiştir.
  • Kuzey Macaristan ise vergi vermesi şartıyla Avusturya’ya bırakılmıştır.

Ferdinand’ın ölümünden sonra yerine geçen Maksimilyen anlaşmaları bozarak Osmanlı topraklarına saldırınca, Kanuni son seferi olan Zigetvar Seferi’ne çıkmıştır. Bu sefer sırasında Zigetvar kalesi kuşatılmış, kale düştüğü sırada Kanuni Sultan Süleyman vefat etmiştir (1566).

Osmanlı-Fransız İlişkileri

Osmanlı – Fransız dostluğu, I. Fransuva’nın Almanya’nın baskısından
kurtarılmasıyla başladı. İyi ilişkilerin devamını isteyen Fransa, 1535 yılında İstanbul’a elçi gönderdi. Kanuni bu durumdan siyasi ve ticari alanlarda yararlanmak istediğinden iki taraf arasında ticaret ve dostluk antlaşması imzalandı.
1535 yılında Fransızlara tanınan ayrıcalıklılardan başlıcaları şunlardır:

  • Fransa İstanbul’da daimi bir elçi bulundurabilecekti.
  • Fransa, Osmanlı ülkesindeki vatandaşlarının kendi aralarındaki
  • hukuki sorunlarıyla ilgilenmek üzere bir Fransız yargıç görevlendirebilecekti.
  • Fransız tüccarlarla Türkler arasındaki davalara Türk mahkemeleri
  • bakacak, ancak mahkemede bir Fransız tercüman bulunabilecekti.
  • Fransız tüccarlar, Osmanlı karasularından ve limanlarından serbestçe
  • yararlanabileceklerdi. Ayrıca Fransız tüccarlar, diğer ülke tüccarlarına göre daha az gümrük vergisi ödeyeceklerdi.
  • Fransa dışındaki Avrupa devletleri, Osmanlı ülkesinde Fransız bayrağı altında ticaret yapabileceklerdi.
  • Fransa, Türk tüccarlara; Osmanlı Devleti’nin Fransız tüccarlara tanıdığı hakları aynen tanıyacaktı.
  • Anlaşma iki hükümdarın hayatı boyunca geçerli olacaktı.

Kanuni Fransa’ya kapitülasyonlar vermekle,

  • Coğrafi Keşiflerin etkisiyle, ülkede zayıflamaya başlayan ticaret faaliyetlerini artırmayı
  • Akdeniz ticaretini canlandırmayı
  • Osmanlı ticaret mallarını Fransızlar aracılığıyla Avrupa’ya pazarlamayı
  • Türk dünyasına karşı kurulmaya çalışılan Hristiyan birliğini engellemeyi

amaçlamıştır.

Fransa’ya kapitülasyonların verilmesinden sonra;

  • Kutsal Roma – Germen İmparatorluğu’na karşı Fransa güçlü tutularak Avrupa’da Osmanlı lehine denge kurulmaya çalışılmıştır.
  • Osmanlı ülkesinde ticaret faaliyetleri canlanmıştır.
  • Fransa – Osmanlı yakınlaşmasına Fransız halkının tepkisini önlemek için, Fransa Kralı I. Fransuva’ya Osmanlı ülkesindeki Katoliklerin koruyucusu olma hakkı tanınmıştır.
  • Fransızlar, Osmanlı ülkesinde diğer uluslardan daha fazla çıkar elde etmişlerdir.
  • Osmanlı – Fransız ticareti artmıştır.
  • 1740 yılında (I. Mahmut dönemi) Fransa’ya verilen kapitülasyonlar
  • sürekli hale getirilmiştir.

Fransızlar, Hristiyan halkın ve kilisenin tepkisinden çekindikleri için zaman zaman Osmanlı Devleti’ne karşı Avrupa devletleriyle anlaşarak
iki yüzlü bir politika izlemişlerdir. Buna rağmen Osmanlı – Fransız dostluğu 1798’de Napolyon’un Mısır’ı işgaline kadar sürmüştür. Kanuni döneminde süresi iki hükümdarın hayatıyla sınırlandırılan kapitülasyonlar eşit koşullara dayanıyordu. Osmanlı Devleti başlangıçta kapitülasyonlardan kârlı çıkmıştır. Ancak, Kanuni’den sonra gelen padişahlar kapitülasyonları tek taraflı olarak verdikleri gibi süresiz olarak uzatmışlar ve diğer Avrupa ülkelerine de benzer imtiyazlar vererek kapitülasyonları yaygınlaştırmalardır.

Avrupalı Devletlerin Siyasal İlişkilerinde Osmanlı Devleti’nin Rolü

Osmanlı Devleti dış politikasını, bütünlüğünü ve düzenini bozabilecek faaliyetleri önleme esası üzerine kurmuştur. Bu nedenle Avrupalı devletler arasında birliğin kurulmasını engellemeye önem vermiştir. Ayrıca, ülkenin doğu sınırlarında sorun olduğunda batılı devletlerle, batı sınırlarında sorunlar yaşandığında doğudaki devletlerle barış yapma politikası takip ederek iki cepheli savaşlara girmekten kaçınmıştır.

Osmanlı Devleti askeri, ticari ve diplomatik yollarla Avrupa devletleri arasındaki ilişkileri etkilemiştir. Örneğin; Fatih döneminde Venediklilere,
Kanuni döneminde Fransızlara kapitülasyonlar verilerek bu devletleri Haçlı ittifakından koparmaya çalışmıştır. Kanuni döneminde de Katoliklere karşı Protestanlar, Almanya’ya karşı Fransızlar desteklenmiştir.

Osmanlı-İran İlişkileri

Yavuz döneminde gerçekleştirilen Çaldıran Seferi ile Safevilere ağır bir darbe vurulmuştu. Ancak İran tehlikesi tamamen ortadan kaldıramamıştı.
Kanuni’nin Avrupa’daki sorunlarla uğraşmasını fırsat bilen
İran şahı Tahmasb, Osmanlı aleyhine faaliyetlerde bulunuyordu.
Kanuni döneminde İran üzerine seferler düzenlenmesinde Şah Tahmasb’ın,

  • Doğu Anadolu’daki beyleri isyana teşvik etmesi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu sınırlarında karışıklıklar çıkartması
  • Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Venedik ve Kutsal Roma – Germen
  • İmparatorluğu ile ittifak yapması

gibi politikaları etkili olmuştur.

Kanuni, 1534 yılında çıktığı Birinci İran seferi (Irakeyn – İki Irak seferi)
sonunda; Azerbaycan, Hemedan ve Bağdat’ı ele geçirmiştir. 1548 yılında yaptığı İkinci İran seferinde İranlıların eline geçmiş olan Van ve Tebriz’i geri almış, Gürcistan’ın büyük bir kısmını da ele geçirmiştir. Kanuni 1553 yılında Üçüncü İran seferine çıkmış, Nahcivan, Revan ve Karabağ’ı ele geçirmiştir.
Osmanlı Devleti ile başa çıkamayacağını anlayan İran şahı, sonunda barış istemek zorunda kalmıştır. İki taraf arasında ilk resmi antlaşma olan Amasya Antlaşması imzalanmıştır (1555). Bu antlaşmaya göre, Bağdat (Irak), Tebriz ve Doğu Anadolu Osmanlı Devleti’ne bırakılmıştır.

Denizlerdeki Gelişmeler

Rodos’un Fethi (1522)

Rodos adası; esir ticareti yapan, yolcu ve ticaret gemilerine saldıran Sen Jan şövalyelerinin elinde bulunuyordu. Anadolu kıyılarına çok yakın olan adanın Akdeniz’in güvenliği için alınması zorunluydu. Fatih döneminde ada kuşatılmış, ancak alınamamıştı. Kanuni döneminde yeniden kuşatılan Rodos adası, şövalyelerden alınmıştır. Böylece, Suriye ve Mısır’dan Anadolu’ya ulaşan deniz yollarının güvenliği sağlanmıştır.

Cezayir’in Osmanlı Devleti’ne Bağlanması (1533)

Yavuz döneminden itibaren Osmanlılarla dostane ilişkiler içinde olan Barbaros, 1533 yılında İstanbul’a geldi. Cezayir’in anahtarlarını Kanuni’ye sunarak Osmanlı Devleti’ne bağlılığını bildirdi. Böylece Cezayir de Osmanlı topraklarına katılmış oldu.
Kanuni Barbaros’a, Hayreddin unvanını verdi. Cezayir Beylerbeyliği de kendisinde kalmak üzere Osmanlı donanmasının kaptan-ı deryalığına tayin etti.

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Savaşları ve Gelişmeleri (Detaylı) 5 – kanuni doneminde denizlerdeki gelismeler
Kanuni Dönemi’nde Denizlerdeki Gelişmeler

Preveze Deniz Savaşı (1538)

Barbaros, kaptan-ı deryalığa getirildikten sonra Ege Denizi’nde Venediklilerin hakimiyeti altındaki adaları ele geçirdi. Adriyatik Denizi’ndeki bazı adaları alan Barbaros, Korfu adasını da kuşattı. Bunun üzerine Şarlken ve Papa, Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasını Osmanlı donanmasının üzerine gönderdi. İki donanma Mora yakınlanndaki Preveze Körfezi’nde karşılaştılar. Haçlı donanması ağır bir yenilgiye uğradı (1538).

Preveze Deniz Savaşı’nın Sonuçları

  • Osmanlı Devleti Akdeniz’de üstünlüğü ele geçirmiştir.
  • Venedikliler, Osmanlı Devleti ile anlaşma yaparak Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki kaleleri OsmanlIlara bırakmışlardır.

Preveze zaferinden sonra, Şarlken’e karşı Fransa’ya yardım edilmiş, Barbaros, Fransızlarla belikte İspanyolların elinde bulunan Nisî kuşatmıştır.

Preveze Deniz Savaşından Sonra Akdeniz’deki Gelişmeler

Turgut Reis, Trablusgarb’ı 1551 yılında Sen Jan Şövalyelerinden almıştır.
Turgut Reis, İspanyollardan Cerbe adasını daralmak isteyince Avrupa devletleri bir Haçlı donanması kurmuşlardır. Haçlı donanması Cerbe Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılmıştır. (1560). Bu savaşın sonucunda; Akdeniz’deki Osmanlı hakimiyeti pekiştirilmiş, Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika’da Türk hakimiyeti güçlendirilmiştir.
Malta’daki Sen Jan şövalyelerinin Osmaplı ticaret gemilerine saldırısını
önlemek, Trablusgarp ve Cezayir’in güvenliğini sağlamak amacıyla Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Malta adası’nı kuşatmış, ancak ada alınamamıştır (1565).
Malta kuşatmasından bir yıl sonra, vergisini ödemeyen ve Osmanlı
ticaret gemilerine saldıran Cenevizlilerin elindeki Sakız adaşı Piyale Paşa tarafından kuşatılarak fethedilmiştir (1566).

Hint Okyanusu’nda Üstünlük Sağlama Mücadeleleri

Kanuni döneminde, Hint Okyanusu’nda bulunan Portekizliler üzerine dört büyük deniz seferi düzenlenmiştir (1538 -1553).

Hint Deniz Seferlerinin Nedenleri

  • Hint deniz ticaret yolunu açmak ve denetimini ele geçirmek Portekizlileri Hint Okyanusu’ndan atmak
  • Müslüman devletlere ve tüccarlara yardım etmek

Bu seferlerde Hadım Süleyman Paşa, Piri Reis, Murat Reis ve Şeydi Ali Reis gibi değerli denizciler görev almıştır. Seferler genellikle Osmanlıların başarısızlıklarıyla sonuçlanmıştır.

Hint Deniz Seferlerinden istenilen sonucun alınamamasında,

  • Osmanlı devlet adamlarının, bölgenin önemini tam olarak kavrayamadıklarından seferlere gereken önemi vermemeleri, seferleri daha çok yardım amacıyla gerçekleştirmeleri
  • Hindistan’daki Müslüman devletlerin Osmanlılara gerekli yardımı yapmamaları
  • Osmanlı gemilerinin okyanus koşullarına uygun olmaması
  • Osmanlı gemicilerinin bölgeyi iyi tanımaması, Muson iklimine uyum sağlayamamaları


gibi nedenler etkili olmuştur


Hint Deniz Seferlerinin Sonuçları

  • Yemen, Eritre, Sudan sahilleri ve Habeşistan’ın bir bölümü Osmanlı hakimiyeti altına girmiştir.
  • Portekizliler Hint Okyanusu’ndan çıkarılamamıştır.
  • Kızıldeniz ve Basra Körfezi Osmanlıların denetimi altına alınmış, Arabistan Yarımadası tamamen Osmanlı egemenliğine girmiştir.

Yorumlar

Yorumlar



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu