Mübalağa (Abartma)

Bir şeyi, olduğundan daha büyük ya da daha küçük gösterme sanatına mübalağa denir.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın

“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın

Bu dizelerde “tarihe gömülmek ve oraya sığmamak” sözü abartılı bir şekilde kullanılmıştır.

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu

Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu

Bin yıldan uzun süren bir gece ve kar sesi abartılı bir söylemdir.

Tevriye

Bir sözcüğün, birden fazla anlama gelecek şekilde kullanılması sanatına tevriye denir. Tevriye sanatı ile yapılan şey, bir anlatım inceliği elde etmek için, birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil de uzak anlamının kullanılmasıdır.

Ulusun, korkma nasıl böyle bir imam boğar
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar

Bu dizelerde “ulusun” sözü iki anlama gelecek şekilde kullanılmıştır. Sözcük, “yücesin” anlamına geldiği gibi “köpeğin çıkardığı sesi çıkarsın” anlamına da gelmektedir. Dizelerde kullanıldığı şekliyle her iki anlam da geçerlidir.

Tezat (Karşıtlık)

İki kavram, düşünce ya da duygunun birbirine karşıt olan özelliklerini aynı şiirde söyleme sanatına tezat denir. Tezat, zıt anlama gelen iki kavram arasında ilgi kurma sanatıdır.

-Ağlayanlar bir gün güler
Gamlanma gönül gamlanma

-Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

Not: Tezat sanatı sadece sözcük karşıtlığı değildir. Anlam karşıtlığı da tezat sanatını oluşturur. “Karlar altında bir ilkbaharım ben” dizesinde ”kar (kış) ilkbahar” sözcükleriyle tezat sanatı yapılmıştır.

Hüsn-i Talil (Güzel Neden Bulma)

Bir olayı, bir durumu, gerçek sebebi dışında güzel bir sebebe bağlama sanatına hüsn-i talil denir.

O kadar çaldı ki yürekten
Türküler aşındırdı kavalı

Bu dizelerde, kavalın aşınması gerçek sebebine değil; yürekten çalınmasına bağlanmıştır.

Vurulup tertemiz ahundan uzanmış yatıyor
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor

Güneşin batışının doğal bir nedeni varken bunun ayın (hilal) görünmesi için olduğu gibi bir nedene bağlanmasıyla bu dizelerde hüsn-i talil yapılmıştır.

İstifham (Soru Sorma)

Şiirde anlatımı daha etkili hale getirmek için soru sorma sanatına istifham denir.

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı

Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

Tecahül-i Arif (Bilip de Bilmezden Gelme)

Söyleyişte bir anlam inceliği yapmak ve sözü çekici kılmak için bilinen bir şeyi bilmezden gelme sanatıdır.

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz

O yüzün kendisine ait olduğunu biliyor; fakat bir anlam inceliği oluşturmak için cevap beklemeden soru soruyor.

Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbanın olam var mı benim bunda günâhım

O konuda suçunun olmadığını biliyor, cevap beklemeksizin soru soruyor.

Not: İstifham da Tecahül-i Arif de soru yoluyla ortaya çıkan sanatlar olduğundan karıştırılabilir.
İstifhamda cevap beklenen bir soru varken tecahul-i arifte soruya cevap beklenmez.

Telmih (Hatırlatma)

Tarihte meydana gelmiş ve çok kimse tarafından bilinen bir olayı ya da herkesin tanıyacağı ünlü isimleri şiirde hatırlatma sanatına telmih denir.

Bende Mecnun’dan füzun aşıklık istidadı var

Aşk-ı sadık menem Mecnun’un ancak adı var

Bu dizelerde şair, Leyla ile Mecnun aşkına hatırlatmada bulunuyor

Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu

Kerem’in sazına cevap veren bu

Kuruyan gözlere yaş gönderen bu

Sızmadı toprağa çoban çeşmesi

Bu dizelerde şair, Asi, ile Kerem’in dilden dile dolaşan aşkını hatırlatıyor.

Tenasüp (Uygunluk)

Şiirde anlam bakımından birbiriyle uyumlu sözcükleri bir arada kullanma sanatına tenasüp denir.

Her bahar başka bahar olsa da ben usandım
Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım

Bu dizede “bahçe”, “bahar” ve “gul” kelimeleri ile tenasüp sanatı yapılmıştır.

Pek taze pembe tenlere benzer bu taşları
Yontarken eski Bergama heykeltıraşları

Bu dizelerde “taş”, “yontmak” ve “heykeltıraş” sözcükleri birbiriyle anlamca ilişkilidir.

Leff ü Neşr (Yayma)

Bir dizede geçen en az iki sözcüğün anlamca ikinci dizede benzerlik ve karşılıklarının verilmesidir.

Gönlümde ateştin gözümde yaştın

Ne diye tutuştun ne diye taştın

Birinci dizedeki “ateştin” e karşılık ikinci dizede “tutuştun”; birinci dizedeki “yaştın”a karşılık ikinci dizede “taştın” sözleri kullanılmıştır

Terdit (Beklenmezlik)

Sözü, karşısındakini merakta bırakacak şekilde beklenmedik bir şekilde bitirme sanatıdır

Dişin mi ağrıyor

Çek kurtul

Başın mı ağrıyor

2 çeyreğe bir asprin

Verem misin

Üzülme
Onun da çaresi var

Ölür, gidersin

Rücû

Rücû söylenen bir sözden vazgeçmektir. Bu sanat ifade edilmek istenen fikre bir kuvvet vermek maksadı ile kullanılır. Öncelikle bu sanatı tespit ederken şâirin sözden vazgeçtiğini “yok yok”, “yok öyle değil” gibi ifadeleri kullanmasından anlarız.

Zaman gelecek her şeyi unutacaksın

Zaman gelecek her şeyi seni unutacak

Sordum meğer bu dürc-i dehendir dedim dedi

Yok yok devâ-yı derd-i nihânın durur senin

(Sordum, meğer bu bir mücevher kutusu mudur? Yok yok senin gizli derdinin ilacıdır, dedi.)

Bu Yazı Ne Kadar Faydalı Oldu?
Bu Yazı Faydalı İse Puanlayabilirsiniz!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Yorumlar

Yorumlar